hiç tadı kalmamış buraların da..
gündüzler yetmiyor. gerçi benden ötürü yetmiyor. gündüzlerim hep verimsiz geçmiştir benim. malum bu sıralar proje ve final haftasındayım. gündüzler öyle takılmaca ile geçiyor. gece tam gaz ödev kasıyorum. misal geçtiğimiz günlerde 3 gün sadece 2'şer saat uyudum. ama dün bünyem artık pes etti. nasıl yattıysam hayvan gibi 13-14 saat uyumuşum.bir de felaket asabi,duygusal ve üşüyen bir insan oluyorum uykusuzken.
geceler güzel ya geceler.
27 Aralık 2011 Salı
tüm insanlığa hareket çekmek istiyorum
çok mutsuzum. ne kadar uğraşırsam uğraşayım olmuyor bazı şeyler. ve anladım ki olmayacakta. hatta benden öyle bağımsız ki ağzımla kuş tutmayı geç, kıçımla timsah yakalasam yine olmayacak.
bir şeylere hevesli olmanız da yetmiyor. çünkü millet heves aramıyor. kendi yöneteceği,egosunu tatmin edeceği insanlar arıyor çevresinde. o kadar meraklıyız yani birbirimizi gütmeye.
istiyorum ki,somut bir şeyler çıkartayım ortaya. emek harcayayım ve karşılığını alayım. ama yok,karşılığında şunu duyuyorum; "neden bu kadar uğraşıyorsun ki? senin işini görecek kadarını yap,gitsin." sıçtınız lan azmime. çürüttünüz lan beni. sonra diyorlar ki gençlik neden böyle.
misal bak şimdi, kpss'ye giricem diyorum. "aa dersaneye gitmeden imkanı yok kazanamazsın. bence boş ver kasma." hocam tez ne olcak diyorum. " yaa derya kasma yaa, mezun olacak şekilde ayarlarız bir şeyler." ne ayarlıcan ağzına sıçayım. hiç demiyor ki," al bak bunları oku. beraber bir çalışma hazırlayalım. yayınlatırız,ilerde işine yarar. diğerlerinden farklı,anlamlı, işe yarar bir şeyler yapalım" yok lanet olsun yok.
proje hazırlıyorum. " aay caaaanım, burda işler böyle yürümez. hem biz idare ediyoruz zaten, ortalığı ayağa kaldırmanın manası yok değil mi canıım." daha ben ne yapayım he ne yapayım? (kendi kendimi sansürledim, küfür yakışmıyor ağzıma. eğrelti duruyor. yahuu)
bir şeylere hevesli olmanız da yetmiyor. çünkü millet heves aramıyor. kendi yöneteceği,egosunu tatmin edeceği insanlar arıyor çevresinde. o kadar meraklıyız yani birbirimizi gütmeye.
istiyorum ki,somut bir şeyler çıkartayım ortaya. emek harcayayım ve karşılığını alayım. ama yok,karşılığında şunu duyuyorum; "neden bu kadar uğraşıyorsun ki? senin işini görecek kadarını yap,gitsin." sıçtınız lan azmime. çürüttünüz lan beni. sonra diyorlar ki gençlik neden böyle.
misal bak şimdi, kpss'ye giricem diyorum. "aa dersaneye gitmeden imkanı yok kazanamazsın. bence boş ver kasma." hocam tez ne olcak diyorum. " yaa derya kasma yaa, mezun olacak şekilde ayarlarız bir şeyler." ne ayarlıcan ağzına sıçayım. hiç demiyor ki," al bak bunları oku. beraber bir çalışma hazırlayalım. yayınlatırız,ilerde işine yarar. diğerlerinden farklı,anlamlı, işe yarar bir şeyler yapalım" yok lanet olsun yok.
proje hazırlıyorum. " aay caaaanım, burda işler böyle yürümez. hem biz idare ediyoruz zaten, ortalığı ayağa kaldırmanın manası yok değil mi canıım." daha ben ne yapayım he ne yapayım? (kendi kendimi sansürledim, küfür yakışmıyor ağzıma. eğrelti duruyor. yahuu)
24 Aralık 2011 Cumartesi
dayak bir ihtiyaçtır.
ya bugün böyle konuşasım var ama konuşacak kimse yok. millete şoke edecek serilikte ve susmadan konuşabilirim,bir şeyler anlatabilirim.mümkünse yüz yüze olsun, ama adam yok yahuu. bir hocam var okulda, beni birilerine tanıtırken ya da başka hocalarla bir aradayken şöyle der, "derya, 3 saatte 3 cümle kurar,o da zorla." şimdi bu isteğimi duysa oturur ağlardı herhalde.
mail kutumu açıyorum.bir bok yok.önceden dolu olurdu. proje tartışmaları,toplantı bilmem neleri.. üniversite hayatında ne kadar aktif olursan o kadar iş bulma imkanın çok olur yalanına kanmış bir öğrenciydim ben. he yapan yine yaptı da, ben yapamadım. şanssızlık. ben de abime mail attım. 2 saat önce telefonda konuşmamızdan farklı bir şey söylemedim aslında. dışarı çık,gez toz diyorlar da nereye gideyim anasını satayım. bir kaç tane arkadaşım var zaten topu topu. onlarla dışarı çıksam dinleyeceğim hep aynı muhabbet. beş,altı senelik arkadaşlığımız varsa konuştuğumuz konular hep aynı. senelere bazlı güncellemeler oluyor sadece.
ne istediğimi bilmiyorum azizim. benim dayak yeme zamanım gelmiş. bazı kişiler için dayak bir ihtiyaçtır. ben bazen çok kopuyorum hayattan. hiç ortalarda olamıyorum. ya çok uyurum ya hiç uyumam mesela. bu sıralar bunu yapıyorum. en son dün gece babam odamın kapısını açıp kibar bir dille (!) beni uyardı. bazı şeylere olan motivasyonumu kaybettim. titre ve kendine gel lafı benim için söylenmiş. hayat işte, çeşit çeşit insan var.
mail kutumu açıyorum.bir bok yok.önceden dolu olurdu. proje tartışmaları,toplantı bilmem neleri.. üniversite hayatında ne kadar aktif olursan o kadar iş bulma imkanın çok olur yalanına kanmış bir öğrenciydim ben. he yapan yine yaptı da, ben yapamadım. şanssızlık. ben de abime mail attım. 2 saat önce telefonda konuşmamızdan farklı bir şey söylemedim aslında. dışarı çık,gez toz diyorlar da nereye gideyim anasını satayım. bir kaç tane arkadaşım var zaten topu topu. onlarla dışarı çıksam dinleyeceğim hep aynı muhabbet. beş,altı senelik arkadaşlığımız varsa konuştuğumuz konular hep aynı. senelere bazlı güncellemeler oluyor sadece.
ne istediğimi bilmiyorum azizim. benim dayak yeme zamanım gelmiş. bazı kişiler için dayak bir ihtiyaçtır. ben bazen çok kopuyorum hayattan. hiç ortalarda olamıyorum. ya çok uyurum ya hiç uyumam mesela. bu sıralar bunu yapıyorum. en son dün gece babam odamın kapısını açıp kibar bir dille (!) beni uyardı. bazı şeylere olan motivasyonumu kaybettim. titre ve kendine gel lafı benim için söylenmiş. hayat işte, çeşit çeşit insan var.
19 Aralık 2011 Pazartesi
13 Aralık 2011 Salı
27 Kasım 2011 Pazar
sanata ve sanatçıya destek,ellerimle hazırladım hareketimi!
korsana karşı değilim abilerim ablalarım. "tabi sanata,sanatçıya saygın yok.emek hırsızı. ucuza alıyorsun." falan filan diyenler olacaktır. emin ol çok da götümde bu laflar.
kitap,film, müzik albümü falan filan pahalı arkadaşım,haddinden fazla pahalı. genelde kampanyaları takip ediyorum ama şu an bulunduğum şehirde aradıklarımı bulmam problem oluyor. önceden istanbuldaki alkımdan alışveriş yapardım. beğendiklerim arasından kampanyada olanları alırdım. şu an yok böyle bir imkanım.
şu an fiziki olan film arşivimde 200'den fazla film var ve hepsi orjinal. bir dvd'nin normal fiyatının 15 ile tl arasında olduğunu düşünürseniz tahmin edin ne kadar para dökmüş olabilirim! tabi gidip her filme en az 15 lira vermedim. kampanyalardan 2 tl ye de film aldığım oldu ya da hakkaten 25 tl verdiklerim de oldu.
ya da kitap.. en son dün baktım. 28 tl gibi bir ücreti vardı. ben bu kitabı köprü altından alsam 5 tl vericem. aradaki farkı ölçtünüz heralde. popüler kültürün okumamız üzere direttiği kitapları korsan alıyorum. üzgünüm elif şafak sana para kazandırmadım hiç. ama bilgi ağırlıktaki bir kitabı korsan bulmanın imkanı olmadığı için parası neyse veriyorum.
müzik albümü zaten almıyorum...gidip serdar ortaç gibi bir sonradan görmenin orjinal albümüne para verenleri de anlamıyorum.
kendilerini sanatçı diye adlandırıp sanat namına bir şey yapmayan insanların kalkındırılmasına karşıyım. ben para verip bir bok anlatmadığı albümünü alıcam, o bir otobüs dolusu nataşayla alemlere akacak. nah!
sanat konusunda bariz aptal yerine konuluyoruz. dizilerde,filmlerde,şarkılarda sikimsonik temalar anlatılarak sanat yaptıklarını iddia eden kesimler bizi yiyor yahuu. hülya avşarın,petek dinçözün,serdar ortaçın ya da yerli yabancı başka kişilerin ne gibi yeteneği var,nasıl bir sanat anlayışı var,topluma ne gibi bir katkısı var,ne özellikleri var da dünyanın parasını kazanıyorlar?
bir de bu tiplerin şöyle bir özelliği var. hani milletvekilleri seçildikten sonra halkla temas etmesi o sikik kibirleri yüzünden mümkün olmuyor ya, sokaktaki vatandaşın oyuyla seçildikten sonra elinin tersiyle iterler ya... oy toplayana kadar göt öperler,seçildikten sonra götünden kan alırlar. bunların mantığı da o. yeteri kadar şana,şöhrete,üne sahip olana kadar halktan biridirler.ama istediklerine sahip olunca sanki halk veba mikrobu taşıyormuş gibi kaçarlar. fotoğraf çektirmek istesen triplere girerler. sen kimsin lan göt! düşünsenize ciciş kardeşlerin onlara durduran polislere tepkilerini! izzet yıldızhanın hava alanında kimlik soran görevlilere gösterdiği tepkiyi! allahın öküzü o ya. nihat doğan kim,ne gibi vasfı var da para içinde yüzüyor.şarkısı da şu " benim olmazsan taciz ederim". bu nedir ya? esra erol kim ki milleti itin götüne sokabiliyor. bir de kitap yazmış haspam! yaa bi siktirin gidin!
kitap,film, müzik albümü falan filan pahalı arkadaşım,haddinden fazla pahalı. genelde kampanyaları takip ediyorum ama şu an bulunduğum şehirde aradıklarımı bulmam problem oluyor. önceden istanbuldaki alkımdan alışveriş yapardım. beğendiklerim arasından kampanyada olanları alırdım. şu an yok böyle bir imkanım.
şu an fiziki olan film arşivimde 200'den fazla film var ve hepsi orjinal. bir dvd'nin normal fiyatının 15 ile tl arasında olduğunu düşünürseniz tahmin edin ne kadar para dökmüş olabilirim! tabi gidip her filme en az 15 lira vermedim. kampanyalardan 2 tl ye de film aldığım oldu ya da hakkaten 25 tl verdiklerim de oldu.
ya da kitap.. en son dün baktım. 28 tl gibi bir ücreti vardı. ben bu kitabı köprü altından alsam 5 tl vericem. aradaki farkı ölçtünüz heralde. popüler kültürün okumamız üzere direttiği kitapları korsan alıyorum. üzgünüm elif şafak sana para kazandırmadım hiç. ama bilgi ağırlıktaki bir kitabı korsan bulmanın imkanı olmadığı için parası neyse veriyorum.
müzik albümü zaten almıyorum...gidip serdar ortaç gibi bir sonradan görmenin orjinal albümüne para verenleri de anlamıyorum.
kendilerini sanatçı diye adlandırıp sanat namına bir şey yapmayan insanların kalkındırılmasına karşıyım. ben para verip bir bok anlatmadığı albümünü alıcam, o bir otobüs dolusu nataşayla alemlere akacak. nah!
sanat konusunda bariz aptal yerine konuluyoruz. dizilerde,filmlerde,şarkılarda sikimsonik temalar anlatılarak sanat yaptıklarını iddia eden kesimler bizi yiyor yahuu. hülya avşarın,petek dinçözün,serdar ortaçın ya da yerli yabancı başka kişilerin ne gibi yeteneği var,nasıl bir sanat anlayışı var,topluma ne gibi bir katkısı var,ne özellikleri var da dünyanın parasını kazanıyorlar?
bir de bu tiplerin şöyle bir özelliği var. hani milletvekilleri seçildikten sonra halkla temas etmesi o sikik kibirleri yüzünden mümkün olmuyor ya, sokaktaki vatandaşın oyuyla seçildikten sonra elinin tersiyle iterler ya... oy toplayana kadar göt öperler,seçildikten sonra götünden kan alırlar. bunların mantığı da o. yeteri kadar şana,şöhrete,üne sahip olana kadar halktan biridirler.ama istediklerine sahip olunca sanki halk veba mikrobu taşıyormuş gibi kaçarlar. fotoğraf çektirmek istesen triplere girerler. sen kimsin lan göt! düşünsenize ciciş kardeşlerin onlara durduran polislere tepkilerini! izzet yıldızhanın hava alanında kimlik soran görevlilere gösterdiği tepkiyi! allahın öküzü o ya. nihat doğan kim,ne gibi vasfı var da para içinde yüzüyor.şarkısı da şu " benim olmazsan taciz ederim". bu nedir ya? esra erol kim ki milleti itin götüne sokabiliyor. bir de kitap yazmış haspam! yaa bi siktirin gidin!
23 Kasım 2011 Çarşamba
anılaaar
sabah sabah ödev yaparken aklıma ne geldi? sonra da oturup embesil miyim neyim diye düşündüm. bazı arkadaşlarımı ve anne babalarını denkleştiremiyorum. yani bu kız,bu çocuk böyle anne babadan dünyaya gelmiş olamaz diyorum. ki şöyle, aile çok kibar,efendi insanlar ama çocuğu tam aksine despot ve bencil. tip olarak da öyle.
ilk okuldayken bir kız vardı,adı burcu. şişmandı, ben de toparlaktım. ama kız kendi götüne bakmadan benim kilomu eleştirirdi."kilon hiç sağlıklı değil,çok şişmansın" derdi. ben de tam ilk okul zekasıyla "seen kendine baaak" derdim. sonra o iğrenç, çok bilmiş edasıyla ayağa kalkıp ve özellikle omuzlarını geri atıp " benim kilom boyuma göre normal bir kerem, değil mi ha, öyle değil mi?" derdi. ben de he he diye geçiştirirdim. sonra bu besili öküz,"hocaaaaaam derya bana şişkoo dedii." diye hocaya şikayet ederdi beni. halbuki ağzımdan direk o manaya gelecek kelime çıkmazdı. ve hoca da oturduğu yerden, başını kaldırmadan " o kendine baksın" derdi.üzülürdüm lan. ne biçim öğretmensin sen? tamam ben ince,naif bir insanım demiyorum ki, ama sen benden daha şişmandın. benim en azından bacaklarım ince,göbeğim de sarkık değildi. genç irisiyim ben. annem türk standartlarına göre uzun bir insan, babam da yapılı bir insan.yetişme çağında bilmem kaç yıl yüzdüm,omuzlarım geniş. benden minyon olması beklenemez zaten. ama senin annen ufacıktı kızım,baban da uzundu ve şişmanlık namına bir şey yoktu. sen nasıl böyle oldun? ben yarım dünya isem sen 3/4 dünya idin.
ben bu kızı yıllar sonra canlı canlı gördüm. üniversite sınavına hazırlanırken benim gittiğim dershanenin yanındaki dershaneye gidiyordu. Tipik,şişman ergen havalarıyla merdivenlere oturmuş,sabahın köründe ağlayarak jelibon yiyordu. yanına gidip "burcucum,canım ne oldu bebişim?" demedim. içimde kalmış bir yara vardı çünkü. sonra facebokta gördüm, evlenmiş,çocuğu var ve yine şişman.
ilk okuldayken bir kız vardı,adı burcu. şişmandı, ben de toparlaktım. ama kız kendi götüne bakmadan benim kilomu eleştirirdi."kilon hiç sağlıklı değil,çok şişmansın" derdi. ben de tam ilk okul zekasıyla "seen kendine baaak" derdim. sonra o iğrenç, çok bilmiş edasıyla ayağa kalkıp ve özellikle omuzlarını geri atıp " benim kilom boyuma göre normal bir kerem, değil mi ha, öyle değil mi?" derdi. ben de he he diye geçiştirirdim. sonra bu besili öküz,"hocaaaaaam derya bana şişkoo dedii." diye hocaya şikayet ederdi beni. halbuki ağzımdan direk o manaya gelecek kelime çıkmazdı. ve hoca da oturduğu yerden, başını kaldırmadan " o kendine baksın" derdi.üzülürdüm lan. ne biçim öğretmensin sen? tamam ben ince,naif bir insanım demiyorum ki, ama sen benden daha şişmandın. benim en azından bacaklarım ince,göbeğim de sarkık değildi. genç irisiyim ben. annem türk standartlarına göre uzun bir insan, babam da yapılı bir insan.yetişme çağında bilmem kaç yıl yüzdüm,omuzlarım geniş. benden minyon olması beklenemez zaten. ama senin annen ufacıktı kızım,baban da uzundu ve şişmanlık namına bir şey yoktu. sen nasıl böyle oldun? ben yarım dünya isem sen 3/4 dünya idin.
ben bu kızı yıllar sonra canlı canlı gördüm. üniversite sınavına hazırlanırken benim gittiğim dershanenin yanındaki dershaneye gidiyordu. Tipik,şişman ergen havalarıyla merdivenlere oturmuş,sabahın köründe ağlayarak jelibon yiyordu. yanına gidip "burcucum,canım ne oldu bebişim?" demedim. içimde kalmış bir yara vardı çünkü. sonra facebokta gördüm, evlenmiş,çocuğu var ve yine şişman.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)